SEVGİLİ ALİ KOCATEPE İLE ANADOLUHİSARI’NDA

0 • 7 Eylül 2012 • HABERLER • 1.305 GÖRÜNTÜLEME

Özge Ersu Ali Kocatepe Anadolu Hisarı

(Masallar Müzik ve Avrupa Şarkıları. Masamızda ‘Hey Gidi Koca Dünya Hey’ ve ‘Laterna’)

04 Eylül 2012 Salı
Anadoluhisarı İstanbul

Bir Elektronik Posta, Bir Gazete Makalesi…

Bir elektronik posta sonrası, müziğin ve şarkıların büyüsü bir araya getirdi bizi. Sıcak satırlar:

Sevgili Özge Ersu,

Denk düştükçe Ntv Radyo’daki Laterna programlarınızı ilgiyle dinliyorum. ‘Hotel California’nın gerçek yazılış öyküsünü de sizin açıklamalarınızla dinledim. Ben de yeni yazdığım kitapta yirmi beş şarkı ve türkünün yanısıra, benim de klasikleşmiş bestelerimin gerçek yazılış öykülerine yer vereceğim. Onlar arasına Hotel California’yı da dahil etmek istediğimden, bana yardımcı olursanız mutlu olurum.

İstanbul’a geldiğinizde ya da Nice’te yaşadığınız için hemen her yıl katıldığım Cannes Midem’e katıldığımda tanışmak ve geçen yıl yayınlanan ‘Hey Gidi Dünya Hey’ adlı kitabımı imzalayıp hediye etmek isterim. Mutlaka bir hazine değerinde olan Laterna programının Dvd’sine sahip olmak ta beni mutlu edecektir, buluştuğumuzda konuşacak çok konumuz var.

Ekte, Yeni Asır Gazetesi’ndeki köşemde yazdığım bayram yazısından bir alıntı var. Başarılarının devamını diliyor, seni secgiyle kucaklıyorum. En kısa zamanda buluşmak ve görüşmek dileği ile.


‘Sıkça dinlediğim Ntv Radyo’da çok sevdiğim bir program var. Cumartesileri denk getirip dinlemeye çalıştığım Laterna. Programı hazırlayıp sunan Özge Ersu ile tanışmıyorum. Merak edip Internet üzerinden araştırdım ve izini bulup yazıştım. Meğer yıllardır Fransa’da Nice şehrinde yaşıyormuş. Önümüzdeki günlerde İstanbul’da buluşacağız. Bana yıllar sonra radyoda program dinleme zevkini yaşatan bu meraklı ve başarılı programcıyı sizlere daha çok tanıtmayı arzu ediyorum…’

Bir Akşamüstü…

Işık saçan insanlar vardır, bilirsiniz bir yerlerdedir. Bir gün karşılaşma olanağınız olduğunda, kendisini on yıllardır tanıdığınızı, uzun bir aradan sonra (yeniden) bir araya geldiğinizi hissedersiniz. Besteci, söz yazarı, yorumcu ve müzik yapımcısı sevgili Ali Kocatepe Ağabey ile de yıllar sonra (yeniden) buluştuk demek ki.  Anadoluhisarı’nda bir akşamüstü. İkimizin de (yıllardır) çalışmaktan göz kenarları  kaz ayağı dolmuş, farkettim. Çünkü çalışmadan, uykusuz kalmadan hiçbir şey olmuyor. No pain, no gain, oh boy!

O kısacık sohbete baktığımda ne çok konudan söz etmişiz. Fotoğrafta gördüğünüz kitabını imzaladı bana, uzun uzun düşündü yazarken o birkaç satırı, eserlerine gösterdiği özenle, adeta. Ben de, dinlemeyi çok sevdiği Laterna’mın Dvd’sini takdim ediyorum kendisine. Islak imzalı.

Telif hakları, aranjmanlar, şarkı sözlerinin çevirileri üzerine düşündüklerimiz ve Eurovision. Biliyorsunuz, Türkiye’nin 2013 Eurovision için kafası biraz karışık. Eski yöntemlerle seçim mi yapmalı, nokta atışı Tarkan ya da Tarkmayan bir sanatçı mı indirmeli tepeden, katılmalı mı, katılmamalı mı, yoksa hiç ‘deşmemeli mi’ karar verilmeli. Bu nedenle Trt, müziğimizin âkil adamlarını 1 Kasım ya da ‘bi aralık’ bir araya getirerek görüş alacak ve Ali Ağabey de bu ombudsmanların arasında yer alacak. Verilecek kararların çok doğru olacağına inancım tam ama, önemli olan uygulanıp uygulanmayacağı… Eurovison dediğimizde aklımızda şimşekler çakıyor, projeler dolaşıyor ama en başta söyleyeceğimi sona bırakayım.

Sohbetimiz devam ediyor. Ortak dostlar, arkadaşlar, müzisyenler. Ya beraberce tanıyoruz, ya da hiç ummadığımız yerlerden bağlantılar çıkıyor: ‘Geçenlerde bir Opera Gezisi gerçekleştirdim Verona’ya’ diyorum, ‘Sevgili Zafer Erdaş ile… Belki tanırsınız, Opera sanatçısı, bas bariton…’

‘Hmm, bir düşüneyim’ diyor gizli bir hınzırlıkla… ‘Çok eski dostumdur, uzun yıllardır çok yakından tanırım. Seninle buluşmadan bir kaç saat önce de Salı toplantılarımızda beraberdik!’ Gülümsüyor, ortak dostlardan, ortak dertlerden, uzaklardan yakınlardan konuşmaya devam ediyoruz.

Özge Ersu Ali Kocatepe

Harika çalışmaları var, yarı sürpriz. İpuçlarını vereyim ben yalnızca, kendisi açıklasın. Türkiye’nin adeta müzik kronolojisi olacak 80 (yazıileyalnızseksen) harika şarkıyı, özel bir çalışma ile, çok değerli eşi Aysun Kocatepe ile hazırlıyor. İsteyenlere sesli ‘Musicopedia’ sanki. Yazdığı ‘Hey Gidi Koca Dünya Hey’den sonra da, çok sevdiği ve bizim de bir araya gelmemizi sağlayan, yirmi beş şarkı ve türkünün öyküsünü anlattığı ikinci bir kitap da yolda. Çok özel bir davet olduğunda, kendisi, sevgili eşi ya da nefis bir orkestra eşliğinde alıp götürüyor uzaklara müzikseverleri. Benim de aklımda değişik rüzgârlar estiriyor bu düşünceler…

Bir gün kendimi evine davet ettirecek ve o inanılmaz müzik koleksiyonunun, Longplay’lerin üzerindeki hafif tozu koklayacağım. Çocukluğumuzun o zamanlar müzik dünyamıza açılan tek kapısı olan, 1985 yılında bana ve Grup Lodos’a, sözlerini yazdığım ‘Love in Autumn’ şarkısı ile ‘En İyi Şarkı Üçüncülük Ödülü’nü kazandıran Hey Dergisi’nin tırnak içinde ‘tüm’ sayılarının olduğu ciltlere dokunup sayfalarını çevireceğim.

Unutmadan. Bir Baharda, Bu Baharda…

İngilizcede, ‘The last, but not the least’ denir. Konu olarak sona bıraktığımız, ama önem sırasında en önlerde yer alan durumlarda kullanılır. O yüzden ancak anlatmaya sıra gelebildi.

Düşünüyorum. Sihirli bir karışım, magi-mix yapsam, gezi, müzik ve harika coğrafyaları bir araya getirsem, dostlarımıza sunacağımız bir ‘Pout-pourri’ hazırlasam? Kendi özenim, Planet İstanbul’un profesyonelliği ve seçiciliği ile? Hmmm. Örneğin baharı düşünelim. İçine biraz Avrupa, biraz Kuzey katalım. Şöyle milli kuşumuza atlasak ta, direk uçuşla Anglofon bir yerlere uçsak… Sen, ben, diğer dostlarımız? Ali Ağabey, sevgili Aysun..

İngiltere nasıl? Şöyle bir ortalayalım bakalım… Manchester? Güzel. Oradan bir saatte ver elini Liverpool. Yat iki gece. Gez dolaş, harika yemekler ye. Amman ‘Dünyanın En İnce Yemek Kitapları’ arasında yer alan ‘İngiltere Mutfağı’ olmasın ama! Liverpool… Beatles’ın ayak izlerine ne dersiniz? Penny Lane? Strawberry Fields? Ardından Beatles Müzesi? Çaldıkları, şarkı söyledikleri yerde kısa kahve molaları? Aralarda benden, sevgili Ali Ağabey ve Sevgili Aysun’dan anekdotlar, hikayeler… Akşama harika bir Beatles şarkıları konseri?

Sonra ver elini Birmingham üzerinden Londra… Müzikler, müzikaller? Porgy and Bess, The Sound of Music? Londra’nın keyfi… Yemekleri, gezileri, alışverişi ile… Üç gün yeter mi? Yetsin…

Uçup gidelim daha kuzeye. Cazın, doğmasa da yeşerdiği coğrafyalardan birine… Örneğin. Hmm. Kopenhag’a ne dersiniz? Hem size Andersen’den masallar da anlatırım.

Anımsadınız mı? Kurşun Asker, İstanbul’da İki İskandinav Seyyah, Parmak Çocuk… Parmak dedim de, Parmak Kız. Kız dedim de, hem Kibritçi, hem de Küçük Deniz Kızı… Kralın Yeni Elbiseleri, Çirkin Ördek Yavrusu… Burada yaşamıştı Andersen. Dönelim mi çocukluğumuza? Akşama, kanallar arasında, mum ışığında enfes bir yemek. Yemeği fazla uzatmadan inip akşamı bir caz kulubünde noktalasak? Misty, Summertime, Body and Soul… Üstüne az biraz Stormy Weather, Round Midnight

Devam edelim düşünmeye… Ertesi gün de… Aaaa. Tarih Mayıs’ın 18’i olmuş, hay Allah. Ne rastlantı!.. Cumartesi… Ne vardı bugün? Hah! Ver elini dünyanın en ilginç köprüsü… Önce viyadük, sonra tünel, sonra da asma köprü oluveren Øresund üzerinden, Taksim – Bostancı mesafesi ile İsveç ve Malmö.

Önce şık bir otelde akşamüstü ikramı. Ardından elli sekizincisi düzenlenen, her sene ardından konuşup konuşup vaz geçemediğimiz Eurovision Şarkı Yarışması Finalleri! Katıldık mı, katılmadık mı, Tarkan’la mı, Tarkmayan’la mı, önemli mi? Kaçıncı olduk, çok mu dert? Bir kere yaşamaya değmez mi? O zaman 11-19 Mayıs tarihlerini ayırın bize. Yıldız tarihi ikibin on üç.

Karar…

Yaz kızım. Özge Ersu imzalı Signature Collection Gezileri. Yanına Planet İstanbul. Butik geziler uzmanı, uç ve uçuk işlerin profesyonel acentası. (Son derece) tatlandırıcı olarak, üstüne sevgili Ali ve Aysun Kocatepe.

“… Aşağıda adı geçenlerin, bu tarihler itibarı ile toplam dokuz gün sekiz gece söz edilen programa mahkum edilmelerine, işbu kararın temyizden muaf olduğuna, ertelenemeyeceğine, iştirakçilerin ortak hareket ettikleri göz önüne alınarak bu sürenin müzik ve masallarla ağırlaştırılmasına, yer darlığından dolayı çok az sayıda müzik ve gezi bağımlısının bu şartlardan yararlanmasına oy birliği ile karar verildi…”

YORUM YOK

YORUM YAP