Doğum Günün Kutlu Olsun Özge Ersu

0 • 18 Kasım 2013 • HABERLER • 992 GÖRÜNTÜLEME

Böyle olur Arshimed’in doğum günü yazısı…

Dikkat!  Uzun Blog | Ağır devrik cümle içerir

Ömer ‘Arshimed’ Ünal
15 Kasım 2013, Bursa

Bu yazıyı tamamen tüm samimi duygularımla yazıyorum. Kolay kolay kimseyi bloguma karıştırmıyorum. Lâkin bu durumuda şimdilik kendi kurallarımı ezip geçip yazıyorum. Malumunuz matematik zeka olunca edebi yönden yazdığım yazıların bir tadı olmuyor. Arada şiir yazmışlığım var ama aşk işte.. ulaşamayınca adı aşk oluyor…

Masamda projenin adı bile yok. Ama umutlarımız var. Ümidimizin yıkılmadığı günler. Şirket batma noktasında, dostlarım beni yalnız bırakmamış ‘Hacı sen yürü, arkanda değil yanındayız’ demişlerdir. Bu bile benim üzerimdeki kara bulutların kalkmasına yardımcı oldu. Psikolojim bozuk olsa yine iyi olmayan birşeyin bozulması da manidar… Sabaha karşı sigaram hala yanıyor. Kahveyle Redbull’u karıştırmış, bitmişliğin ve tükenmişliğin anını yaşıyorum. İki gün oldu uyumadığım. Duş bile almamışım, konstransyonumu bozamam. Şifrelemenin bitmesi gerekir. O da yetmiyor gibi programın kodlanması bir hayli uzun sürüyor… Redbull – kahve karışımı işe yarıyor ama arada panik atağımı da çoşturmuyor değil.

Cumartesi günü 10:00 sularında Süreyya Soyak dinlemeden bıkmış bünyeme arada da ‘Radyo dinleyeyim lan!’ demiş ve Ntv Radyo‘yu açmış bulundum… ‘Özge Ersu, gidemediğiniz yerlere, yaşamadığınız zamanlara ruhunuzu götürüyor! minvalinde bir şeyler söyleyen Ntv‘deki abimizden sonra, Özge’nin sesi İsviçre‘den geliverdi… Heidi bölümünü anlatırken gülmekten karaciğerime sancı falan girdi. İçimden ‘Tuttum ben bu adamı’ dediğimde beni Laternacı (Laternatör – Ed.) yapacak temel nedenler ‘Zekice hazırlanmış müzik ve gezi mantığının dışında bir program’ olması idi.

 Zira bana göre turist rehberleri genelde ellerinde bayrak taşıyıp ‘Kaybolmayın aman! İşte burada da İtalyan mimarisini falan görüyorsunuz’ diyenlerden ibaret. Sonrası ise malum turizmlere kadar gidiyor. Hayatımda hiç yurt dışına falan gitmeyen ben, Özge ile ‘İtalya, İzlanda, Londra, Paris, Venedik, Las Vegas (Bak yeminle kurupiyer kadına James Bond gibi marka attım anlatırken!) ve daha neler neler.

Şimdi oturduğunuz yerden çıkıp gidiyorsunuz bu abiyle. Ve arada ‘İki tık bir send ile…’ sözleri giriveriyor araya. Adetim değildir böyle sanat ile uğraşan birine yapışmak. Twitter‘i (ozgeersu) olduğunu öğrenince yapıştırdım follow‘u. Bir iki laf atınca baktım geri dönüyor. Hiç unutmuyorum bir gece http://radyo.ersu.net  adresinde canlı yayın yaparken ‘Otis Taylor – Live Your Life’ parçasını istemiştim de, orijinalini bulup dinletmişti bize… O sırada bütün dostlarımla içkilerimizi kaldırıp ‘Özge’ye!’ diye bağırmıştık. Bizi birbirimize müzik ile bağlamıştı. Kime dinletti isem, kime söyledi isem, kime tavsiye etti isem, bağlandılar. Allahtan başka birşeye bağlattırmadık dostlarımızı…

Twitter‘da bir gün, zamanını da hatırlamıyorum aslında,  ‘iPhone ve Android uygulamasını yapalım, hatta müzik adına göre bir motor yazalım, Internet’ten de bilgi versin, dünya daha yeşil olsun’ demiştim de hemen ‘Dünyanız buna hazır mı?’ yanıtını vermişti. Aksine, bu radyo yazılımını Laterna dinlerken ve o güzel memleketlerde gezerken yazmak çok daha keyifli olmuştu. Zaten on güne yazıp bitirmiştim..Başka bir proje olsa bir aydan fazla sürerdi ya! İşte burada ‘keyif almak gerekiyor’ diyor insan…

İstanbul‘a gittiğimde Planet İstanbul turizm şirketini buldum. Zaten birşeyleri bulmakta ün saldığım da doğrudur. Telefon açtığımda ‘Ben han girişinde seni bekleyeceğim’ demişti de, beynim kabul etmemişti. Nasıl olur da bekletirim adamı diyip koşturmuştum, üstelik ayak baş parmağım da sızlıyordu. Han girişinde beklerken ‘Ferrari’ amblemli polosu ile çıkagelmişti.

El sıkıştık. Bu kadar cana yakın olabileceğini falan tahmin etmiyordum. Aklımdakiler ‘Öyle ayak üstü sohbet eder, gönderir’ düşüncesinden daha ileri gitmiyordu. Planet İstanbul ofisindeki odasına geçtik. Düşünceleri ofise yansımıştı. Tablolar ve ihtişamlı koltukların yanındaki ‘mütevazı’ bir odada ‘Turdinaryus Profesör’ yazısının altında ‘sodalı’ kahvemizi yudumlarken birbirimizi tanımaya başlıyorduk. Bu kadar içten ve cana yakın olması ‘Lan memlekette iyiler bitmemiş’ detirtmiştir bana.

Evine giderken sohbet devam ediyordu. Özge’nin deyimi ile ‘bizim kafalar 380 volt ile çalışıyor’, haksız değil. Evine gittiğimizde, bizim yaşam formumuzda olan insanlar için bilinenleri bünyem kabul etmez oldu… ‘Sana bir şey göstereceğim’ diyerek bir odanın kapısını açtığında stüdyoya giriverdik. Bak! Hayatımda çok az mutlu anlar yaşamışımdır. Çocuk gibi sevinmiştim. Bir ara bana davul çalmayı öğretmeye çalışsada içinden ‘Yahu, bıraksa da işimize baksak!’ dediğini duyar gibiydim. Şaka şaka… Arada benim ‘kafa şişiren’ akustik performansım ile zaten ipler kopmuş ve  kendimizi kaybetmiştik. Singapur‘dan getirdiği içeceği (bilmiyorum ne olduğunu ama istiyorum ondan) beraber kadehlerimizi kaldırdık (Singapure Sling The Original – Ed.). Çok güzel bir gün idi benim içim.

Sonra ben Bursa’ya dönmek üzere oradan ayrıldım. Hayatımda yaşadığım ender mutluluklardan biriydi. Özge bizim için artık Orta Dünya‘nın Ak ‘Gandalf’ıdır. Bilgeliği ve dostluğu ile Mordor’un karanlık dünyasında bizim için ışık olacaktır…

Umarım dostluğunu kazanmışımdır. Zaten benim abim falan olsaymış, ya da amcam falan, bugün dünyada çok büyük bir yazılım firması olur muyduk? Evet OLURDUK!’ (Gaza gelen yazılımcı duyguları)

Bu nedenle Özge dostum, doğum günün kutlu olsun. Yüzünüzden hiç mutluluk eksik olmasın. Böyle olur Arshimet’in Doğum Günü Mesajı…

Kendime Ekşi Sözlük Notları:

  • (Bknz:  Durumumuz yoktu okuyamadık kardeş)
  • (Bknz: İnsan okuyacak bunu kardeşim)
  • (Bknz: Aynştayn was hiır)

Ömer ‘Arshimed’ Ünal
15 Kasım 2013, Bursa

Orijinal Blog
http://arshimet.com/?p=286

YORUM YOK

YORUM YAP