DÜNYANIN EN ESKİ MESLEĞİ

5.076 • 8 Nisan 2017 • Kitaplar • 2.269 GÖRÜNTÜLEME

08 Nisan 2017 Cumartesi
İstanbul

Değerli Dostlarım,

Sadece turizmciler, turizm yüksekokullarında rehberlik eğitimi alan öğrencilerimiz ve meslektaşlarım için değil, aslında konuya ilgi duyan tüm okuyucularım için kaleme aldığım, bugünlerde son biçimini verip basım hazırlıklarına başlamakta olduğum

BU İŞİN KİTABINI YAZDIM: PROFESYONEL TURİST REHBERLİĞİ
Birinci Bölüm · Profesyonel Turist Rehberliği Tarihi

kitap serisinin birincisinden kısa bir bölüm sunmak istiyorum sizlere.

Bir mesleğin tarihine indiğimizde ve doğal olarak zamanda ne kadar geriye gidebileceğimizi sorgulayıp araştırdığımızda karşımıza hep ‘Dünyanın en Eski Mesleği ya da Meslekleri’ sorunsalı çıkıyor. Bu konuda bir kural, bir sınıflandırma ya da kabul görmüş bir doğru olmasa da, ben de ‘Dünya Tarihinde Rehberlik’ bölümünü yazarken konuyu yanlış anlamalardan, alıştığımız kalıplardan olabildiğince soyutlayarak, sizleri çok sıkmadan, aşırı akademik ayrıntıya girmeden, elbette üzerinde saatlerce konuşulabilecek değişik bakış açıları olsa da kısa bir çalışma, bir alıntı ile özetlemeye karar verdim. Umarım beğenirsiniz.

EN ESKİ MESLEKLER DERKEN
Hazır yeri gelmişken ‘Rehberlik dünyanın en eski meslekleri arasındadır’ diyerek yaptığım iddialı tanım sonrası aklınızda beliren soru işaretlerini ve dudaklarınızdaki belli belirsiz gülümsemeyi gözden kaçırdığımı düşünmeyin. O zaman bu konudan girelim söze, ne dersiniz?

Ben meslek konferanslarımda ya da verdiğim eğitimlerde mesleğimin tarihçesini bu kadar geriye götürünce, ne zaman soru yanıt bölümleri başlasa önce tüm tatlı tartışmalar bu cümle, bu iddia üzerine yoğunlaşıyor. Elbette bu konuda yazılı bir kural, tanım ya da herkes tarafından kabul görmüş bir sınıflandırma olmadığından, o dakikaları bilgilerimin içine küçük anekdotlar ekleyerek katılımcılar ile harmanlıyorum.

Aslında ‘Dünyanın En Eski Mesleği’ dediğimde aklınıza ilk gelenleri tahmin edebiliyorum . Oysa ne kadar ilginçtir ki bu ‘En eski meslek yaftası’ düşündüğümüzden çok yakın bir tarihte, yaklaşık yüz yıl önce ortaya çıkmıştır.

Bu tanım tarihte ilk kez benim çok sevdiğim, küçükken elimden düşürmediğim, ama Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gördüğüm yıllarda verdiği eserlerin akademik değerini bir kez daha anladığım ve takdir ettiğim İngiliz yazar Rudyard Kipling’in hikayelerinden biri olan ‘Şehrin Duvarlarında’ (On The City Wall) içinde geçiyor. 1889 yılında ‘In Black and White’ eserinde yer verdiği bu kısa hikayede Kipling, Hindistan’ın Lahor kentinde, sırtını duvara dayamış bir baraka içindeki ‘beyaz odasında’ yaşayan genç kadın Lalun’u anlatıyor.

Bu hikayede odaklanmamız gereken nokta işin kırmızı noktalı ayrıntıları yerine, genç kadın kahramanımızın şehirde yaşayan ve kendisine ‘uğrayanların’ tüm sırlarını bilmesi ve bunları da dert ortağı ‘Wali Dad’ ile paylaşması.

Yazarımız, Kutsal Yeşu Kitabından (Joshua) yaptığı kısa bir alıntı sonrası

‘Lalun, kendisine büyük büyük anneannesinden miras kalan, dünyanın en eski mesleğini yapıyor’ diyor.  İşte tarihte karşımıza çıkan ilk dokundurma bu.

Değerli Dostlarım, Kipling deyip geçmeyin. Kendisi kısacık bir hikayede bile akıl dolu bir kaç cümle ile bizleri şaşırtıp, alışageldiğimiz düşünce kalıplarımızı yerle bir edebiliyor. İzin verirseniz, hazır söz buralara gelmişken saptamalarının doğruluğunu anlatabilmek adına yazarın satırlarını İngilizceden çevireyim:

– ‘Herkesin bildiği Havva Anamızdan önceki zamanlara, büyük büyük anneanne Lilith’e kadar gidelim. Batıda herkes Lalun’un mesleği hakkında kaba saba sözler söyler, ahlâk ve erdemi korumak için nutuk atar, bunları ders verircesine gençlere yayar. Oysa doğuda meslek(ler) kalıtsaldır, (babadan oğula) anadan kıza geçer. (Bu topraklarda) kimse bu tür ayrıntılara dikkat etmez, konu üzerine ders vermeyi ve edebiyat parçalamayı aklına getirmez. Aslında bu biraz da doğunun kendi dertlerini çözememesinin (gerçek) kanıtlarından biridir adeta…’

Yazar açıklamalarını ne kadar sade ve vurucu bir biçimde dile getirmiş değil mi? Bunun üzerine bir de, üç beş yıl sonra 22 Temmuz 1894 tarihli Reynold’s Newspaper gazetesinde aristokrasideki ahlâk anlayışının sorgulandığı bir yazıda bu tanım ‘dünyanın en eski mesleği’ olarak tekrar edilince, artık neredeyse tüm dünya dillerine, özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında yerleşmiş. Bu arada  bu geçiş süresi boyunca tanımın anlamını bilmeyenler, din adamlarından öğretmenlere, ödül alanlardan erdemli işler yapanlara kadar, konuşmalarında övmek istedikleri kişiler için ‘Dünyanın en eski mesleğini’ yaptıklarını söyleyerek pot üzerine pot kırmışlar. Zaman içinde aslında belirtilmek istenen de tam olarak yerine oturunca, bu kez o mesleğin ‘daha nazik bir tanımı, daha uygun kelimelerle söylenebilmesi rahatlığı’ olarak dillerde yer etmiş.

İsterseniz ben kırmızı noktalı bu bıçak sırtı konuyu bir kenara bırakıp hemen bir kaç cümle ile, kabul edilmiş belirli bir sınıflandırması olamayan bu konudaki görüşleri sizlere aktarıp asıl konumuza geri döneyim.

Sizce gerçekten ‘Dünyanın en eski mesleği’ ne olabilir? Gelin ekonomistlerin bu konuya ne kadar ilginç yaklaştığına bir göz atalım. Bildiklerimizin aksine, elbette işin içine biraz da mizah katarak, en eski mesleğin ‘satıcılık’ olduğunu söylüyorlar.

– ‘Her şey başladığında’ yılan Havva Anamıza elmayı sattı. Aslında Havva da pakete dahil tüm günahlar da dahil olmak üzere elmayı toptan alıp, Adem Babamıza perakende sattı. Ve hepimiz artık biliyoruz ki o ilk satış, satılan o elma tarihin gördüğü en pahalı ürünlerden biri idi!’

Peki biz biraz daha gerçekçi bir bakış ile çiftçileri, öğretmen ve din adamlarını, bahçıvanları, çobanları, askerleri, doktor ve hemşireleri mi düşünmeliyiz? Ya da asma yaprağını aklımızda tutarak terzileri mi dikkate almalıyız?

Yoksa biraz felsefi bir yaklaşımla, İrlandalı şair Henry Brooke’un dediği gibi, sahtekâr ve şarlatanlardan mı dem vurmalı, hain ve casusları da es geçmeden kutsal kitaplarda belirtilen katillere dek mi inmeliyiz?

İşte şimdi sizi bu kafa karışıklığı ile baş başa bırakıp, kendi mesleğim olan turist rehberliğinin dünyanın en eski meslekleri arasında gerçekten yer alıp almadığı tartışmalarının da böylece önünü keserek rahatça konumuza geri döneyim.

YORUM YOK

YORUM YAP