Türkiye Antartika’nın Neresine Düşer?

0 • 2 Mayıs 2013 • GEZİ YAZILARI • 5.334 GÖRÜNTÜLEME

 

Değerli Dostlarım,

Birkaç ay önce Avustralya ve Yeni Zelanda’ya yaptığım Transpasifik gezisinde, Christchurch International Antartic Centre içinde gördüğüm bir pano beni derin düşüncelere ve umutsuzluğa itmişti. Arzu ederseniz, sıklıkla olmasa da, ara sıra gezilerimde uğradığım Antartika ve ve Antartika’da Türkiye’nin neler yapıp yap(a)madığını anlatayım sizlere.

 Christchurch Antartic Center
1990’da Christchurch Havaalanı yanında açılan ve benzerleri arasında en büyüklerinden biri olan Antartic Center, Yeni Zelanda, Amerika Birleşik Devletleri ve İtalya’nın tüm Antartika araştırma ve inceleme programlarının başladığı yer. Ben de Yeni Zelanda’ya yaptığım gezilerde, eğer Christchurch’te isem mutlaka bu merkeze götürürüm konuklarımı. İçeri girdiğimizde bizi büyük bir harita ve neredeyse tüm ülkelerin bu buz kıtası üzerindeki emelleri, amaçları ve çalışmalarını gösteren panolar karşılar. Gözlerimiz hemen Türkiye’yi arar. Üzüleceksiniz ama diğer ülkelerin yanında Türkiye’nin Antartika kıtasında hiçbir hak iddia etmediği, edemediğini belirten cümleler yazılıdır. Arzu ederseniz, ülkemizle Antartika arasındaki bağlantıyı incelemeden önce, artık gezilerimde de Antartika’ya da gittiğimden önce ‘Hiç Kimseye Ait Olmayan’ (No Man’s Land) bu kıta hakkında ilginç bilgiler vermek, devamında neden birçok ülkenin burada var olma savaşına girdiğini anlatmak istiyorum.

            

Αntarktiké’de Yaşam
Antartika (Antartica) ismi Yunanca’da Αntarktiké, yani Arktika’nın Karşısı (Anti-Arctic) anlamında kullanılmıştır. Üzerinde bitki yetişmeyen bu tek kıtadaki 29 milyon kilometreküp buz (tüm dünyadaki buzların % 90’ı) gezegenimizdeki tatlı su kaynaklarının ise yaklaşık % 65’ini oluşturuyor. Aslında bu ağırlık kıtayı yer kabuğuna doğru bastırıyor. Düşünün, eğer Antartika buzları erirse tüm dünyada su seviyesinin 60-65 metre yükseleceği hesaplanıyor. En az iki milyon yıldır havada nem olmadığından, dünyanın en kuru vadilerine yağmur yağmıyor. NASA’nın Mars için hazırladığı Viking sondalarının test alanı da dünyanın bu en soğuk köşesi. Yaz aylarında ortalama -20 Santigrat Derece olan sıcaklık, fırtınalı kış gecelerinde -75’e kadar düşüyor. Dünya üzerindeki en düşük sıcaklık ta, Doğu Antartika’da Rusya’ya ait Vostok İstasyonu’nda, 21 Temmuz 1987’de -89.6 Santigrat Derece ile ölçülmüş.

Öylesine farklı bir coğrafya ki, canlıların evrimini bile değiştirmiş. Bazı balık türlerinde Hemoglobin yok ve çoğu donmamak için antifriz sistemleri geliştirmişler. Fok kolonileri, martılar, penguenler ve  ve balinalar kıtanın ev sahipleri. Bu beyaz ‘topraklarda’ soğukkanlı hiçbir sürüngen ve rüzgarda savrulacağından dolayı tek bir uçan böcek bile bulunmuyor.

 Kıtanın Keşfi
Sırrı hala çözülemeyen Piri Reis’in haritalarını ve 1700’lerin sonlarına doğru bölgeye gelen balina ve fok avcılarını bir kenara koyarsak, kıta ilk olarak 1820 yıllarında Rus gezginler tarafından bulunuyor. Güney Okyanusu (Southern Ocean) tarafından çepeçevre sarılmış bu kıtada son derece sert iklimi ile hiç bir doğal zenginlik bulunmadığı düşünüldüğünden, 1900’lere kadar kimse ilgi göstermiyor.

Edwin Peary’nin kanıtları kabul edilmediğinden, Kuzey Kutbu’nun da fatihi sayılan Norveç’li Roald Amundsen, 14 Aralık 1911’de, beş kişilik ekibi ve on altı köpek ile, uzun ve çok zor bir yolculuk sonrası Güney Kutbu’na (90° Güney, 0° Batı) varıyor.

Paylaşım
İzleyen yıllarda, eski kıtalardaki doğal kaynakların hızla tükenmesi ve teknik gelişmelerin daha ayrıntılı incelemeler yapmaya olanak tanıması, tüm dünyanın dikkatini el değmemiş bu son topraklara çeviriyor. Elbette önce kıtaya çok yakın olan ülkeler, belirli bölgelerde 1940 ile 1950’ler arasında egemenlik iddialarını ortaya koyuyorlar: Meridyenlerinin uzantılarını, kıtayı adeta bir pasta gibi bölümlemek için kullanıyorlar. İstedikleri topraklar birçok yerde bir diğeri ile örtüştüğünden, hiçbir ülke bir diğerinin toprak iddiasını kabul etmiyor.

Coğrafi yakınlıkları nedeniyle Arjantin, Şili, Avustralya ve Yeni Zelanda, politik açıdan ise İngiltere, Norveç ve Fransa ilk toprak isteklerini belirliyorlar. Anlaşmazlık devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya da, halen talepleri olmamasına karşın, bu haklarını saklı tuttuklarını açıklıyorlar.

Antartika Antlaşması
Sonuçta tüm bu anlaşmazlıklara son vermek amacı ile özellikle Başkan Eisenhower’ın da katkıları ile, Antartic Treaty System (ATS) adı altında 1 Aralık 1959’da imzaya açılan Antartika Antlaşması 23 Haziran 1961’de yürürlüğe giriyor. Kapsam 60 Derece Güney paralelinden Güney Kutbu’na kadar olan bölgeyi korumayı amaçlıyor. Sonrasındaki ek protokoller ile Antartika daha da korunur hale geliyor. Antlaşmaya imza koyan on iki ülke olan Arjantin, Avustralya, Belçika, Şili, Fransa, Japonya, Yeni Zelanda, İngiltere, Norveç, Güney Afrika, Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin o yıllarda kıtada ellinin üzerinde araştırma istasyonu bulunuyor.

Anlaşmaya kısaca göz atmak gerekirse en önemli maddenin, daha önce öne sürülen hiçbir toprak isteğini tanımaması, yenisini de kabul etmemesi olduğu görülüyor. Ayrıca, bölgenin sadece barışçıl araştırmalara ev sahipliği yapması, askeri amaçlar için kullanılmaması ve her türlü bilimsel çalışma ve işbirliğinin özgürce gerçekleştirilmesi garanti altına alınıyor. Ülkeler, sembolik bile olsa ileride daha büyük bir hak iddia edebilmek için üslerini açmaya başlıyorlar.

İstasyonlar ve Zenginlikler
Günümüzde Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Belarus, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Ekvator, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İspanya, İsveç, İtalya, Japonya, Norveç, Pakistan, Peru, Polonya, Romanya, Rusya, Şili, Ukrayna, Uruguay ve Yeni Zelanda olmak üzere tam otuz bir ülkenin istasyonu Antartika’da hizmet veriyor.

Henüz tümüyle saptan(a)mayan yeraltı zenginlikleri, onbinlerce yıldır buz kütleleri altında dış dünya ile bağlantısı kopmuş onlarca kilometrekarelik donmamış göller ve bu göllerdeki ‘geçmişe ait canlı izole yaşam’ Türkiye hariç tüm dünyayı heyecanlandırıyor. Ruslar, derin sondajlar ile her gün bu göle birkaç metre daha yaklaşıyorlar, Japon araştırmacılar bir milyon yıllık buz parçası bulup, içindeki hava kabarcıkları dahil olmak üzere her milimetresini ayrıntılı olarak inceliyorlar. NASA, her geçen gün çok daha ayrıntılı sismik yeraltı haritaları yayınlıyor.

           antar4

 Antartika ve Türkiye
Günümüzde kırk altı ülke, ATS’yi imzaladı. Her nasılsa Türkiye de 1996 yılında bu anlaşmaya nazlanarak girmiş. Ama en büyük eksiğimiz ‘hiçbir hak iddia etmiyor olmamız!’ Sembolik bile olsa bir üs, bir istasyon kurma fikri gelgeç iktidarların günlük çekişmeleri arasında kaybolup gidiyor.

Gerçi, sıra Antartika’ya gelene kadar o kadar tren kaçırmışız ki Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku’nu (UNCLOS) Andorra, Ekvator, Eritre, San Marino, Timor, Vatikan gibi ülkelerle birlikte imzalamamış ender on yedi ülke arasındayız. Bu arada Kyoto mu dediniz? Geçelim. Yüzyıllar sonra eğer yaşam alıştığımız biçimde devam ederse, ay, gezegenler ve diğer galaksilerin paylaşımında da nal toplayacağız herhalde.

YORUM YOK

YORUM YAP